Küçükesat · Ankara ↗
Yaklaşık 15 yıldır baskıresim tekniğiyle kâğıt eserler üretiyorum. Lisans eğitimimden bu yana geçen yıllar boyunca alanımızdaki en büyük eksikliğin yalnızca teknik bilgi değil, kullandığımız malzemelere erişim olduğunu deneyimledim.
Baskıresim yalnızca sanatçının yaratıcılığının yeterli olduğu bir alan değil. Kâğıttan mürekkebe, oyma aletinden merdaneye kadar her malzeme üretim sürecinin bir parçası ve ortaya çıkan sonucun doğrudan belirleyicisi. Fikir ne kadar güçlü olursa olsun, malzemenin niteliği o fikrin kâğıt üzerindeki karşılığını değiştirebiliyor.
Ne yazık ki Türkiye’de iyi baskıresim malzemelerine ulaşmak hâlâ oldukça zor.
2024’te Maiamari’yi kurarken hedeflerimden biri tam olarak bu probleme çözüm üretmekti. Oyma aletlerinden kalıplara, mürekkeplerden merdaneye kadar zaman içinde iyi ve güvenilir malzemeleri stoğumuza eklemeye çalışıyorum. Bu konudaki en büyük avantajım hâlâ aktif olarak üretim yapıyor olmam. Bir malzemenin teknik özelliklerini bilmekle onu yıllarca kullanarak deneyimlemek arasında büyük fark var.
Zaman içinde şunu da fark ettim: Bu sorunlar yalnızca benim sorunlarım değil. Farklı şehirlerde, farklı atölyelerde çalışan pek çok baskıresim sanatçısının benzer sıkıntılarla karşılaştığını gördüm. Doğru ürünü bulmak, kaliteli bir alternatif keşfetmek, bazen de mevcut seçenekler arasından en az sorun çıkaranı seçmek, hepimizin ortak deneyimi.
Sağlık ve baskıresim
Malzeme meselesi yalnızca kalite ve performans değil, sağlık meselesi de. Baskıresim üretiminde kullanılan bazı kimyasallar, özellikle temizlik süreçlerindeki solventler, uzun süreli ve kontrolsüz maruziyette ciddi bir problem oluşturabiliyor. 15 yılı aşkın süredir üretim sürecimin parçası olan solvent kullanımının sağlığım açısından iyi bir tercih olmadığını zamanla daha fazla sorgulamaya başladım.
Su bazlı mürekkepleri bu açıdan ayrı tutuyorum; daha düşük riskli bir çalışma ortamı yaratmaları önemli bir avantaj. Ancak yağ bazlı mürekkeplerle karşılaştırdığımda, ulaşabildiğim su bazlı mürekkeplerin baskı karakteri ve pigment yoğunluğu açısından aradığım performansı vermediğini düşünüyorum. Suyla temizlenebilir yağ bazlı mürekkepler ise Türkiye’de ulaşılabilir bir seçenek değil.
Dolayısıyla müdahale edebildiğim temel nokta temizlik aşaması oldu; bu, Maiamari içinde üzerinde en fazla düşündüğümüz konulardan biri haline geldi.
Solventin yerine ne koyabiliriz?
Bir süredir solvent kullanımını mümkün olduğunca ortadan kaldıracak bir çözücü geliştirmek üzerine çalışıyoruz. Amacımız yalnızca “solventsiz” bir ürün çıkarmak değildi. Asıl mesele, baskıresim üretiminde gerçekten kullanılabilecek bir performansa ulaşmaktı: yeterli temizleme gücü, mürekkebin yapısını zorlamayan bir formül, rahatsız edici olmayan bir çalışma ortamı ve yıllardır alıştığım solventin yerini gerçekten alabilecek bir alternatif.
Bu süreçte yalnız değildim. Kimyasal tarafta uzman bir arkadaşımla farklı örnekler üzerinde çalıştık, çeşitli formülasyonları denedik. Uzun süren denemelerin ardından kendi üretim sürecimde kullanabileceğim, performansından memnun kaldığım bir çözücü elde etmeyi başardık. Bu benim için yalnızca yeni bir ürün değil, yıllardır sağlığım açısından sorguladığım bir alışkanlığı değiştirebilmek anlamına geliyor.
Kâğıt: Baskının başladığı yer
Kullandığım malzemeler içinde belki en fazla önem verdiğim malzeme kâğıt. Baskıresimde kâğıt, mürekkebin üzerine aktarıldığı pasif bir yüzey değil. Emiciliği, lif yapısı, dokusu ve gramajı baskının karakterini doğrudan değiştiriyor.
Bu yüzden yıllardır özellikle baskıresim için üretilmiş kâğıtları tercih ediyorum. Clairefontaine, Hahnemühle ve Fabriano gibi markaların baskıresim kâğıtlarını uzun zamandır güvenle kullanıyorum. Özellikle %100 pamuk içerikli, emiciliği yüksek kâğıtlar ilk tercihlerim arasında; %50-60 pamuk içerenleri de farklı işler için kullanıyorum. Kâğıdın lif yapısı ve yüzey karakteri, baskının teknik sonucunu olduğu kadar eserin estetik algısını da etkiliyor. İyi bir baskı için iyi bir kalıp veya iyi bir mürekkep tek başına yeterli değil. Kâğıdın kendisi de eserin bir parçası.
Oyma aletleri
İkinci sırada oyma aletlerim geliyor. Hiçbir zaman yeterince oyma bıçağına sahip olunabileceğine inanmadım. Oyma aletleri bir baskıresim sanatçısı için yalnızca birer el aleti değil; çizginin karakterini, derinliğini ve ritmini belirleyen araçlar. Yıllar içinde farklı ölçü ve formlarda oldukça geniş bir set oluşturdum.
Fakat burada da hep aynı problemle karşılaştım: Türkiye’de gerçekten üst düzey, profesyonel kullanıma yönelik oyma aletlerine ulaşmak oldukça zor. Orta seviyede iş gören ürünlerle üretim yapmak mümkün, ancak profesyonel çalışan sanatçılar için daha yüksek hassasiyet ve daha tutarlı üretim kalitesi sunan seçeneklere ihtiyaç var. Demir çelik ve metal işleme konusunda bu kadar güçlü bir üretim altyapısına sahip bir ülkede, iyi bir oyma bıçağına ulaşmanın bu kadar zor olması bana hep garip geldi.
Maiamari oyma aletleri
Bu sorudan yola çıkarak bir süredir kendi oyma aletleri serimiz üzerinde Ar-Ge çalışmaları yürütüyorum. Şu anda üretim aşamasına geçmiş bulunuyoruz. Amacım yalnızca üzerinde Maiamari yazan bir oyma bıçağı üretmek değil. Yıllardır kullandığım farklı markaları, bıçak geometrilerini ve üretim süreçlerini inceleyerek kendi deneyimimden yola çıkan bir alet tasarlamak istiyorum. Üretimin Türkiye’de, mümkün olduğunca yerli hammadde ve yerli işçilikle gerçekleşmesi de benim için önemli.
Hedefim basit ama benim için büyük: Dünya standartlarında bir oyma aletini Türkiye’de üreterek, ulaşılabilir bir fiyatla sanatçıların kullanımına sunmak. Bu fikir bir marka kurma kararından çok önce vardı; kendi atölyemde yaşadığım bir ihtiyaçtan ve meslektaşlarımla yaptığım konuşmalardan doğdu.
Bir atölyeden daha fazlası
Maiamari’yi kurarken hayalim yalnızca baskıresim malzemeleri satan bir marka oluşturmak değildi. Aktif olarak üretim yapan bir sanatçı olarak, bu alanın ihtiyaçlarını içeriden görebilen ve mümkün olduğunca bu ihtiyaçlara cevap veren bir yapı kurmak istedim. Bu kısa sürede tamamlanabilecek bir şey değil; Türkiye’de baskıresim malzemeleri konusundaki eksiklikleri tek başına gidermek de mümkün değil. Ama kendi deneyim alanımız içinde yapabileceğimiz şeyler var. Ben de şimdilik oradan başlıyorum.
Bunu kendi reklamımı yapmak için yazmıyorum. Bu yazının asıl motivasyonu, son yıllarda müşterilerimden ve meslektaşlarımdan aldığım geri bildirimler. Bir sanatçının “Ben de yıllardır bunu arıyorum” demesi, benim için herhangi bir satış verisinden çok daha değerli. Çünkü böylece yalnızca kendi atölyemdeki problemi çözmediğimi, baskıresim yapan insanların ortak ihtiyaçları üzerine düşündüğümü görüyorum.
Belki bugün bir oyma bıçağı, yarın daha güvenli bir çözücü, başka bir gün ulaşılması zor bir kâğıt. Bunların her biri küçük gibi görünen ama üretim sürecinde sanatçının zamanını ve ortaya çıkan eseri doğrudan etkileyen meseleler. Henüz yolun başındayız. Ama yıllardır eksikliğini hissettiğim şeyleri birer birer üretmeye başlayabilmek, benim için başlı başına değerli. Çünkü bazen bir alanı geliştirmek için önce onun eksiklerini gerçekten yaşamış olmak gerekiyor.
Instagram'da gör →